Bebeğin anne sağlığına olumlu etkileri

Bebeğin anne sağlığına olumlu etkileri: Bebeğiniz kök hücreleri ile sizi tedavi ediyor!

Gürkan Arıkan

Halk arasında da bilindiği üzere, doğum yapmak kadınları birçok hastalığa karşı korumaktadır.

Mesela çukulata kisti (endometrioz) hastalığı üzerine doğumun kısmen iyileştirici etkisi vardır.   

Gebelik süresince annenin immun sistemi baskı altında olduğundan var olan romatizmal hastalıklar daha farklı seyrederler: RomatoidArtrit gebelikte genellikle sakin seyreder. % 75 vakada gebelikte iyileşme saptanmıştır. Psoriazis (sedef) hastalığı da romatizmal hastalıklar grubundandır, kronik deri döküntüleri ile bilinene bu kastalıkta da gebelik iyileştirici etki yapar: Sedef hastalığı olan gebelerin %55 i deri döküntülerinin şiddeti ve alanının gebelik sırasında belirgin bir şekilde gerilediğini. Objektif değerlendirmeler ise sedef döküntülerinin yüzeyinin %83 vakada gebelik esnasında gerilediğini göstermektedir. Epilepsi hastalarının %15 – 20 sinde epilepsi nöbetlerinde azalma görülür.

En sık görülen jinekolojik veya jinekolojik olmayan kanser türlerinin görülme sıklığı üzerine yapılan araştırmalar da, bu yönde ilginç bulgular vermiştir:Çocuk doğurmuş kadınların yumurtalık ve rahim kanserlerine yakalanma riski yaklaşık %50 oranında azalmakta. Hamilelik ve doğumun, jinekolojik kanserleri dışındaki kanserler de de koruyucu etkileri var: Sık görülen kanser listesinde en üst sıralarda görülen akciğer kanseri, bunların en başında gelmektedir. Çocuk doğurmuş hanımların akciğer kanserlerine yakalanma riski çocuk sahibi olmayanlara göre %50 azalır. İdrar kesesi, beyin, yemek borusu, karaciğer ve pankreas kanserlerinde riskin benzer şekilde doğum ile azaldığı bildirilmektedir.

Artan çocuk sayısının bazı kanserlerde koruyucu etkiyi arttırdığını da belirtmek gerekir.Mesela kolon kanserlerine yakalanma riski 2 veya 3 çocuk yapmıs kadınlarda tek çocuklulara göre %20 ve %30 oranında azalmaktadır.

Bu koruyucu etki nasıl açıklanabilir?

Yumurtlama fonksiyonunun ve siklik (dönemsel) östrojen salınımının aylar boyunca baskılanmasının jinekolojik kanserlerden koruyucu olduğunu varsayıyoruz.

Ayrıca, hamilelik boyunca değişen hormon dengeleri, yüksek kalan hamilelik hormonu, plasenta ve ana karnındaki bebekten gelen bazı hormon ve enzim etkileri anneye faydalı olmaktadır.

Bunların ötesinde, anne karnındaki bebeğin kök hücrelerinin anneye geçtiği ve anne kan dolaşımında yıllar sonra dahi bulunabildiği tespit edilmiştir.

Kök hücreleri, işlevsel olarak farklılaşmamış, yani vücudun herhangi bir organ ya da dokusunda özel bir görev yapabilmek için tam olarak olgunlaşmamış öncül bir hücredir. Öncül hücre bedenin başka hücrelerine dönüşebilme, zedelenmiş dokuyu onarabilme potansiyeline sahiptirler.

 

Tıpta kök hücrelerinin tedavide yeri var mıdır?

Günümüzde kök hücrelerin kordon kanından veya yetişkin kemik iliğinden temin etmek ve tedavi amaçlı kullanmak üzerineçok çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin, Fransa'da insanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, kalp krizi geçiren hastalara kök hücre tedavisi uygulandığında, verilen bu hücrelerin kalbin hasarlı kısmına yerleşerek kalp kası haline geldiği ve kalp fonksiyonlarını düzelttiği gösterilmiştir.Sinir kesisi veya harabiyetinebağli felç sonrasında, kök hücrelerin alana enjeksiyonu ile kesi hattında yeni sinir hücrelerinin geliştiği gösterilmiştir. Aynı işlem böbrek, karaciğer, pankreas, kemik kırıkları için de uygulanabilmektedir.

Organ nakilleri için yeterli organ bulmanıngiderek güçleşeceği gelecekte, laboratuvar ortamında kök hücrelerden yapılacak organlar yardımıyla çözümün kolaylaşacağı düşünülmektedir. Örneğin, bir farenin sırtına yerleştirilen kök hücrelerle insan kulağı veya Avusturya’da yapılan araştırmalarda beyin ve sinir dokuları üretilebilmiştir.

Fetal hayatta (anne karnında) bol miktarda bulunan kök hücreleri annenin kan ve dokularına nüfuz ederek ve yıllarca belki de ömür boyu koruyucu, hatta tedavi edici etki göstermekte. Bilimsel çalışmalarımızda anne karnındaki bebeğin yarattığı bu etkiyi taklit etmeye çalışıyoruz.