Laparoskopik cerrahideki son gelişmeler neler?

ÜRSAK tarafından düzenlenen 5. Endoskopi Kursu’nun ardından… Laparoskopik cerrahideki son gelişmeler neler?

Laparoskopi dünyada ve Türkiye’de giderek daha geniş bir camiada kabul gören bir yöntem. En zor müdahalelerde dahi karın kesisi ile açık cerrahiden kaçınılabiliniyor.

Laparoskopi dünyada ve Türkiye’de giderek daha geniş bir camiada kabul gören bir yöntem. En zor müdahalelerde dahi karın kesisi ile açık cerrahiden kaçınılabiliniyor. Laparoskopi ile uğraşan hekimlerin yeterli sıklıkta operasyon tecrübelerini aktif tutmaları ve eğitimlere katılarak bilgi ve becerilerini devamlı geliştirmeleri tedavi kalitesi için en önemli kriter olarak gösteriliyor.

Üreme Sağlığını Koruma Derneği (ÜRSAK) tarafından bu yıl beşincisi organize edilen endoskopi kursu, yurt içi ve dışından 33 kurumdan 60’ın üzerinde jinekoloğun katılımıyla gerçekleştirildi. Fransa Strassbourg’daki IRCAD / EITS Laparoskopi Eğitim Merkezi’nin başı olan ve endoskopik cerrahi konusunda dünyanın ilk üç hekiminden biri ve kanserlerin laparoskopik cerrahisi konusunda dünyanın en iyi hekimi olarak kabul edilen Prof. Dr. Arnaud Wattiez’in konuşmacı olarak katıldığı kurs interaktif olarak gerçekleştirildi.  Çikolata kisti, derin endometrioz, miyom ve kısırlık sorunu yaşayan beş hastanın ileri düzey kapalı cerrahi yöntemleriyle tedavisi de toplantıyla eş zamanlı olarak yapıldı.


ÜRSAK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, toplantının amacının bu konuda ülkemiz hekimlerini ilk ve en iyi kaynaktan eğitmek ve böylece ülkemizdeki bu tip hastalara doğru tedaviyi sunabilmek için gerekli altyapıyı oluşturabilmek olduğunu söyledi.


Toplantıyla ilgili bilgi veren Bahçeci Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Arıkan, hastaların en üst düzey tecrübeli ellerde şifa bulmasının yanı sıra, kursa katılan hekimlere anatomik planlar, diseksiyon işlemi hakkında detaylı bilgi verilmesinin yanında video prezantasyonları izleyerek ve labaratuvar ortamında dikiş gibi laparoskopik cerrahi teknikleri kendilerinin deneyimlemeleri yolu ile, en yeni bilgi ve tecrübelerle donatılmalarına da imkan verdiklerini anlattı.

Endometriozis bir halk sağlığı sorunudur

Kronik karın ağrısı, kanama düzensizlikleri, kısırlık, düşük yapma gibi sorunlara yol açabilen miyom, yumurtalık kistleri, çikolata kisti, ve derin endometrioz gibi hastalıklar kadınların hemen yarısından fazlasını hayatlarının bir döneminde etkileyen sorunlar.  Toplantının da ana gündem maddelerinden birini oluşturan endometriozis kadın sağlığı açısından son derece önemli bir sorun. Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, Üreme çağındaki kadınlarda yüzde 20-30 oranında görülen ve mutlaka iyi ve doğru tedavi edilmesi gereken bir hastalık olan endometriozisin bu özelliği dolayısıyla bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’nin verdiği bilgiye göre, bu sorun rahmin içini döşeyen kılıfın karın içerisinde bir yerlere sıçraması ve buna bağlı olarak da yumurtalıklarda kist oluşması ve karın içerisinde nodüller oluşturması sonucunda kendini gösteriyor. En büyük özelliğinin ise iyi cerrahi yapılmadığı taktirde nüks ihtimalinin çok yükselmesi olarak göstere Prof. Bahçeci, “Bu kadınlar çok şiddetli adet görürler ve sürekli karın ağrıları vardır. İlişki sırasında çok şiddetli ağrıdan şikayet ederler. Kistlerden şikayet ederler. Özet olarak bu hastalık kadının yaşam konforunu kesinlikle bozar ve histolojik olarak iyi huylu olmasına karşın klinik gidiş olarak kötü huylu bir hastalıktır. Yaşadığı süre içerisinde menopoza girene kadar üreme çağındaki kadını mutsuz eder” diye konuştu.

Büyük miyomlar da deneyimli ellerde laparoskopik olarak tedavi edilebilir

Doç. Dr. Gürkan Arıkan, kapalı cerrahinin açık cerrahiye göre daha komplikasyon oranının çok daha düşük olması, hastanın hemen ameliyatın ertesi gün eve dönebilmesi, ağrısız iyileşme süreci geçirmesi, karın estetiğinin bozulmaması, karın içi yapışıklıklardan kaçınılması ve böylelikle kısırlık tedavisine katkıda bulunması gibi avantajları dolayısıyla ülkemizde de geniş ölçüde kabul gördüğünü hatırlattı. Dr. Arıkan, sözlerine şöyle 

devam etti; “Ancak bununla birlikte büyük miyomlar, derin endometrioz, barsak endometriozu gibi cerrahi zorluk derecesi yüksek vakalarda hastalığın yeterince tanınmaması, veya teknik ve tecrübe yetersizliği gibi nedenlerle hastalar yeterli derecede tedavi edilememekte veya açık cerrahiye geçiş gerekli olmaktadır. Kapalı cerrahi alanında ileri teknikler ve yeterli tecrübe ile hem çikolata kisti, derin endometiroz veya miyom gibi durumlarda hastalıklı dokulardan kurtarılması hem de yumurtalık rezervlerinin ve doğurganlığın korunması hastalığın zorluk derecesi ne olursa olsun mümkün olabilmektedir.”

Dr. Gürkan Arıkan, yeni araştırmaların derin endometrioz ve barsak endometriozunun da iyi tedavi edildiği durumlarda hastanın yaşam kalitesinin yükselmesiyle birlikte spontan gebelik oranlarının ve tüp bebek tedavisinde yumurta kalitesinin ve sayısının da arttığını gösterdiğini söyledi.

Bu bilgiler ışığında derin endometriozun laparoskopik olarak kökten çözümünde mutlaka deneyim gerektiğine dikkat çeken Dr. Arıkan şu bilgileri verdi: “Son yıllardaki tecrübeler gösterdi ki, hastaların alt kadran ve leğen kemiği içinde kalan dokularında yerleşen bu hastalığın tedavisi sırasında sinir ağlarının zarar görmemesi için sinir koruyucu cerrahi daha az radikal ameliyat uygulamaları da önem kazanıyor. Örneği barsak endometriozundan artık barsak rezeksiyonlarına kadar giden radikal yaklaşımlar yerine, hasta dokunun olabildiğince uzaklaştırılmasını ama barsak bütünlüğünün bozulmamasını hedefliyoruz. Barsak rezeksiyonlarından kaçınarak yaşam kalitesinin korunmasına önem veriyoruz.”

Endoskopi ve laparoskopi bilen hekimlerin de programlarımıza katılmasında yarar var

Devamlı eğitim ve gelişim içinde olmak sadece ülkemizde değil bütün dünyada var olan bir ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Yapılan araştırmalar, hepimizin teknoloji ve ilerlemeleri takip etmek üzere yöneldiğimiz ABD’de dahi laparoskopiyi iyi bildiklerini düşünen hekimlerin önemli bir kısmının, komplikasyon oranları, hastalıkların tam iyileştirilmesi, organ ve yumurtalık rezervlerinin cerrahi sırasında korunması, ameliyat süreleri gibi objektif kriterlerle bakıldığında aslında öğrenme proseslerini tamamlamamış olduklarını göstermektedir” diye konuştu. Prof. Dr. Bahçeci sözlerine şöyle devam etti:

“Konu ile ilgilenen hekimlerin diğer bütün kritik branşlarda da olduğu gibi düzenli aralıklarla eğitim programlarına katılmaları, dünyadaki gelişmeleri takip etmeleri ve yeni cihaz ve teknikleri bizzat tatbik etmeleri hizmet kalitesi için gereklidir. Yurt dışında bazı kurumlarda uzmanın bu tedavileri sunabilmesi için bu tür eğitimlere katılması ve bu tedavileri belli sayıda ve düzenli olarak uyguluyor olması mecburidir Eğitim programlarımızın yurt dışında ve içinde takip edilen otorite hekimlerle ortak çalışma içerisinde devamı ve laparoskopinin tabana yayılmasına katkılarımız sürecektir.”