Tüp Bebek Tedavisinde Dünyadaki En Son Gelişmeler

"Bahçeci Sağlık Grubu Embryoloji Labratuar Şefi Necati Fındıklı'dan alıntıdır. Kendisine derlemesi için teşekkürlerimizle."

 

Tüp bebek tedavilerinde; daha etkin, daha güvenli ve daha başarılı yeni bir dönem başlıyor

Gelişen teknoloji hayatımızın her alanında olduğu gibi üreme tıbbında da pek çok yeni uygulamayı beraberinde getirmekte. İlk uygulamalardan günümüze geçen süreçte tüp bebek tedavileri de önemli aşamalar katetti.  İlk uygulamalarda son derece kısıtlı olan tedavi uygulama şekli, artan bilgi düzeyimiz ile birlikte beraberinde pek çok alternatif yöntem geliştirilmesini sağladı. İlk tüp bebek uygulamalarının doğal bir siklusta yumurta gelişimi takibi ve alınan yumurtaların sperm ile ayni ortama konup döllenmesinin sağlanması, sonrasında da erken gelişim döneminde laparoskopik olarak transfer edilmesi şeklinde yapıldığı göz önüne alınırsa, o günlerde tedavi görmüş bir çift için veya uzman için günümüzde gerçekleştirilen ovülasyon indüksiyonu ile ayni siklusta çok sayıda yumurtanın elde edildiği, elde edilen yumurtaların mikroenjeksiyon  yöntemi ile döllendiği ve döllenen embriyoların 5-6 gün laboratuar ortamında büyütülerek rahme tutunma aşamasına kadar gözlenebildiği ve hatta genetik olarak incelenebildiği bir aşamaya gelinmiş olması gerçekten baş döndürücü bir teknolojik ilerleme olarak değerlendirmek mümkün.

Bununla birlikte özellikle son 5 yıl içerisinde hızlı bir şekilde hayatımıza giren ve kliniklerin rutin uygulamaları arasında yerlerini alan yeni teknolojiler klasik tüp bebek uygulamalarının şeklini ve konseptini de tümden değiştirmektedir. Peki tüp bebek tedavisinde yaşanan bu en yeni gelişmeler nelerdir?

ERA testi: Kişisel embriyo transfer günü tayini ile baha başarılı bir gebelik eldesi

ERA testi, yukarıda bahsedilen yöntem veya yaklaşımların içerisinde en yeni olan teknik. Ayrıca diğer yöntemler eski uygulama şekillerinin daha etkin bir versiyonları iken ERA testi başlı başına yeni bir konsept. En kısa şekilde açıklamak gerekirse ERA testi embriyo transferi yapılması planlanan gün rahimden alınan küçük bir doku parçasınında, embriyonun rahme tutunmasında rol alan 230’dan fazla genin incelenmesi sonrası rahmin embriyoyu kabul edip etmeyeceğini veya ne zaman kabul edebileceğini belirlemek amaçlı gerçekleştirilen bir test.

Gerçekleştirilen çalışmalar, tekrarlayan implantasyon başarısızlığı olguların 1/4’ünde başarısızlığın embriyo transfer gününde rahmin embriyo için tam olarak hazır olmaması neticesinde meydana geldiğini gösteriyor. Dolayısı ile bu olgularda embriyo transfer öncesi yapılacak ERA testi ile gebelik için transfer yapılması gereken en uygun gün belirlenebiliyor. Hatta bazı olgularda rahmin hiçbir zaman embriyo için uygun olmaması da söz konusu olabiliyor. Ne yazık ki bu durum için geliştirilen yeni bir tedavi imkanı yok.

Her ne kadar ilk aşamada tekrarlayan implantasyon başarısızlığı gözlenen olgularda kullanılan önemli bir test gibi görünse de aslında ERA testi tedavi aşamasında olan her olguda uygulanabilecek, kişisel embriyo transferi planlaması yapılabilecek bir test.

Kapsamlı Kromozomal Tarama: aCGH tekniği kullanılarak tüm kromozomların embriyoda analizi ile daha kapsamlı, güvenilir ve etkin genetik tanı uygulaması

Preimplantasyon genetik tanı (PGT) yöntemi ile tıbbi ihtiyaç doğrultusunda embriyo üzerinde gerek kromozom gerekse gen düzeyinde testler yapmak ve belirli bir hastalık veya hastalıkları transfer öncesi tespit edebilmek mümkün. PGT uygulayabilmek için gelişmekte olan bir embriyodan mikrocerrahi kullanarak zarar vermeden bir veya birkaç hücre almak (embriyo biyopsi işlemi) ve bu hücreleri uygun genetik metodlar ile incelemek gerekmektedir. Yakın bir zaman öncesine kadar embriyo biyopsi işlemi için embriyo gelişiminin 3. günü, yani embriyonun 6-8 hücre olduğu aşama tercih edilirdi. Alınan hücreler de sadece belirli kromozom veya gen bölgeleri bakımından incelenir, sağlıklı olarak  tespit edilen embriyolar da hemen rahme nakledilirdi. Kapsamlı koromozomal tarama yaklaşımı ile artık embriyo biyopsi işlemini embriyo gelişiminin 5. veya 6. gününde yaparak, alınan hüce veya hücreleri tüm kromozomları yönünden veya pek çok gen problemi yönünden incelemek mümkün olabiliyor. İşlem sonrası embriyoları dondurup, inceleme sonuçlarına göre normal olarak tespit edilen embriyo veya embriyoları daha sonraki bir dönemde doğal rahim ortamına transfer ederek daha yüksek gebelik oranları elde edebilmektedir.

IMSI: Yüksek optik büyütme ile daha iyi sperm seçimi

Klasik mikroenjeksiyon tedavilerinde sperm hücreleri laboratuarda seçilirken mikroskop altında mevcut büyüklüklerinin 400-600 katı kadar büyütülerek seçilirler ve bu büyütmede normal olarak gözlenen sperm hücreleri tedavide kullanılır. IMSI yönteminde ise bu büyütme 8000 kata kadar çıkarılabilmekte. Diğer bir deyiş ile klasik mikroenjeksiyon için seçilmiş normal olarak gözlenen spermlerin bir kısmının bu büyütme oranı sonrasında anormal yapılara sahip olabildiklerini belirlemek mümkün olabilmekte. Böylece çok daha iyi sperm seçilerek geçmişte sperm kaynaklı başarısızlık yaşamış çiftlerde başarı sağlanabilmekte.

Vitrifikasyon: Pahalı ekipmanlara ek zaman ve personele gerek kalmadan daha başarılı ve kolay gamet-embriyo dondurma

Geçmişte çiftlere opsiyonel olarak sunulan üreme hücrelerinin (gamet) ve embriyoların dondurularak saklanması ve gerektiğinde çözülerek tedavi amaçlı kullanılması güncel uygulamalarda artık laboratuarların standart bir prosedürü haline geldi. Geçmişte başından sonuna kadar takip edilmesi gereken ve çiftlerin program dışına çıkmalarının kabul edilemediği uzun  süren tedaviler günümüzde  süreleri de artık pek rağbet görmüyor. Pek çok çift dondurma/çözme yöntemlerindeki yüksek başarılara bağlı olarak neredeyse tüm tedavi sürecini istedikleri şekilde planlayabilmekte. Tabii bu büyük değişimin temelinde uygulama yapılan klinikte yüksek başarı oranı ile gerçekleştirilen dondurma/çözme yöntemleri yatıyor.

Tüp bebek uygulamalarında geçmişte uzun yıllar “programlı dondurma” veya “yavaş dondurma” adı verilen yöntem kullanılmakta idi ve bu yöntemin başarısı kullanılan yüksek maliyetli cihazların performansına, uygulayan embriyologun deneyimine ve tekniğe bağlı olarak oldukça ciddi farklı sonuçlar verebiliyordu. Özellikle son birkaç yıldır “vitrifikasyon” adı verilen tekniğin dünya genelinde her gün artan oranda klinik pratiğe girmesi ile işlemler hem kolaylaştı hem de uygun şartlrda yapıldığında son derece yüksek canlılık oranları ve embriyo gelişim oranları elde edilebilmekte.

Halen bazı klinikler hastalarını bilgilendirir iken klasik bir söylem olan “donmuş/çözülmüş embriyolar ile yapılan tedavilerde daha düşük bir başarı vardır” cümlesini kullanıyor olsalar da, dünya genelinde iyi merkezlerde dondurulmuş embriyo transferleri sonrası elde edilen gebelik oranlarının taze tedevilerden elde edilen gebelik oranalrından daha yüksek olduğu bildirilmekte. Bunun temel sebebi de embriyo dondurma tekniğinin doğru ve yerinde kullanılması ile nerede ise hiç kayıp olmaksızın çözme sonrası canlılığını koruyan embriyoların elde edilmesi, tedavide daha doğal bir rahim ortamına verilmesi ve bunun neticesinde daha iyi gebelik oranlarının elde edilmesi.

Dinamik embriyo görüntüleme sistemleri: Daha güvenli ve daha detaylı embriyo kültürü ve seçimi

Güncel bir tüp bebek laboratuarında tedavi sırasında elde edilen embriyolar inkübatör adı verilen ve anne rahmi koşullarını taklit etme amaçlı olarak üretilmiş (belirli bir ısı,nem ve gaz koşulları sağlayan) cihazlar içerisinde büyütülürler. Bununla birlikte embriyoların günlük gelişimlerinin takip edilmesi için en azından günde bir kez bu cihazların dışına çıkarılarak mikroskop altında gelişim kontrolleri yapılır. İnkübatör dışına çıkarıldıkları anda embriyolar laboratuarın iç koşullarına maruz kalırlar. Eğer laboratuar içi şartlar (ısı, nem, sterilite, hava kalitesi vs.) iyi değil ise bu kontroller sırasında bazı embriyoların etkilenmesi ve gelişimlerinde aksamalar görülebilmektedir. Son dönemde artık içerisine kamera sistemleri monte edilmiş yeni nesil inkübatörlerin (örn. Embriyoskop) kullanılması ile bu problemler en aza indilirilebiliyor; zira embriyolar günde sadece bir defa değil sürekli olarak izlenebilmekte ve bu izlem için embriyo bulunduğu ortamdan da çıkarılmak zorunda kalınmıyor. Dinamik embriyo görüntüleme sistemleri ile ayrıca bugüne kadar embriyo gelişimi hakkında bilinmeyen pek çok yeni parametre de keşfedildi ve bu paramatrelerin embriyo seçiminde kullanılması ile gebelik oranlarında artış ve gebelik kayıplarında azalma sağlanabilmektedir.